19 Ağustos 2011 Cuma

Sevmediğimi sandığım un kurabiyesi


Tam yazmaya başlayacakken masamın üzerinde duran minik, kalp şeklinde, ev yapımı un kurabiyeleri ile yanında dumanı tüten kahvem dikkatimi çekiyor. Bir an kafamdan bir düşünce bulutu geçiyor "iyi de ben un kurabiyesini hiç sevmezdim ki" diye ve tüm aklımdakileri, yazmak istediklerimi unutuveriyorum.

Evet, ben un kurabiyesini hiç sevmezdim. O ağızda dağılmasını, toz gibi oluvermesini ve hatta tadını da sevmezdim. Ama şimdi masamda bana göz kırpıyor ve artık sevmiyorum diyemiyorum.

Sonra kahve... Bana kahveyi sevdiren yurt geceleri miydi yoksa dostlarla akşam "bir kahve içeriz" tadında planlanan buluşmalar mıydı bilmiyorum. Belki de sadece Starbucks'tı kim bilir. Ama şu an baktığımda kendimi bir kahve tiryakisi olarak görüyorum. Öyle ki sabah kalktığımda, yüzümü yıkadıktan sonra yaptığım ilk iş cattle'a kahve suyunu koymak oluyor. Haftada en az bir kez yolum Starbucks'a düşmezse sanki bir şeyleri atlamış gibi hissediyorum.

Ve daha bunun gibi nicesi... Enginar, kırmızı salata, ilginş salatalar,brokoli gibi üniversiteden önce "Asla!!! Ağzıma sürmem!" diyerek burun kıvırdığım ama giderek daha da sevdiğim yiyecekler... "Yok artık, bu tarz şeyleri giymem" diye konuştuğum uzun, uçuş uçuş etekler, büyük yüzükler, yaz günü boyna dolanan şallar...

Bir de değer vermek var... Hayatıma asla almam dediğim, aynı hayatları yaşamıyoruz, aynı dili konuşmuyoruz dediğim insanları sevdim, arkadaş oldum. Tipim değil, dünyada son adam kalsa buna kimse bakmaz diye yorum yaptıklarım gün geldi dengemi sarstı. Kısacası olmaz diye düşündüklerim bir şekilde oldu, hayatıma girdiler ve bazıları kaldılar, çok yakınım oldular. (Ve evet, bazıları da gitii)

Bakıyorum da ne kadar çok sevmediğim, sevmeyeceğimi düşündüğüm, yapmam dediğim şeyi sevip, yapıp bir de üstüne sahiplenmişim. Değişmişim... Kendim farkına varmadan, ama bir o kadar da farkındalık içinde, bambaşka bir Duygu oluvermişim.

Şaşırıyorum kendim için bu kadar net gördüğüm şeylerin değişiminde bile bu kadar rahatlığı gösterebildiğime...
Şimdi ise içimde hafiften bir sevinç dalgası yükseliyor, merakla birlikte. Çünkü merak ediyorum hayatımda neler değişeceğini, bundan x yıl sonra nerede ve ne yapıyor olacağımı. Nelerin değişeceğini, nelerin aynı kalacağını, bu değişimlerin beni nasıl etkileyeceğini...

Bir yanım bilmek istiyor ama öte yanım tamamen bilmekten korkuyor...Gözlerinin yanmaması için elini göz hizasında tutmuş, güneşe bakmayan çocuk gibi...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder